|
|
|
(Yeni) |
TARİHÇE Ayrancı
tarihsel geçmişi hakkında yeterli araştırma ve kazılar yapılmamış olduğundan,
bölgenin tarihsel geçmişi hakkında bilgi edinmek için, tespit edilebilen kalıntılar
ve aynı güzergâh üzerinde yer aldığı Karaman ve Ereğli’nin tarihsel geçmişi
ile birlikte ele almak yararlı olacaktır. İlk
çağlardaki durumu belirsiz olan Ayrancı ve çevresinin Hititler devrinde Ereğli ve
çevresine hakim olan Tuvana Krallığının egemenliği altında olduğu kabul
edilmektedir. Karaman ili sınırları içinde bulunan Karadağ ve Kızıldağ’da
bulunan Hititler’den kalma kitabe ve rölyefler ile İvriz (Ereğli) Kaya kabartması bu
düşünceyi desteklemektedir. Hititler
M.Ö. 2000 yılının başlarında Anadolu’ya doğudan gelerek yerleşmişlerdir.
Tuvana
krallığının bu dönemde Bor-Karaman-Gülek Boğazı-Toros Dağları ve Koçhisar’ı
içine alan geniş bir alanda egemen olduğu sanılmaktadır. Ereğli
ve çevresi bundan sonra Asur’lular, Akamenit’ler, Kimmer’ler, Lidya’lılar ve
Perslerin hegemonya ve etkisi altında kalmıştır.
Daha
sonra Makedonya Kralı Büyük İskender’in egemenliği altına aldığı Anadolu
toprakları, kendisinin ölümünden (M.Ö. 323) sonra generalleri arasında pay edilir.
Ereğli
ve çevresi birkaç kez el değiştirdikten sonra 1077 yılında Kutalmış Süleyman Şah
tarafından Bizanslılardan alınmış ve Müslüman Türklerin eline geçmiştir. Haçlı
seferleri zamanında büyük zarar gören Ereğli ve Ayrancı çevresi aynı zamanda
önemli uğrak yerleri de olmuşlardır. Dalga dalga gelen Haçlı ordularını 1101
yılında I. Kılıçarslan ile Melik Gazi Ereğli’de bozguna uğratınca Kont De Navar
komutasındaki 20,000 kişi oldukları tahmin edilen haçlılar, Ayrancı’ya gelerek
günümüzde Kafir Yazısı (Gavur Yazısı) denilen mevkide toplanmışlar, daha sonra da
Divle Deresi ve Çat köyü üzerinden Torosları aşarak Tarsus’a inmişlerdir. Ereğli
ve çevresi Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra Osmanlıların fethine kadar
Karamanoğulları beyliğine bağlı kalmış, bu arada Ertanoğullarının ve
Moğolların yağma ve yıkımına maruz kalmıştır. Osmanlı
imparatorluğu zamanında da stratejik önemini koruyan bölgemiz, devamlı olarak iskan
edilmiştir. En önemli merkez Divle Sancağı’dır. Hatta bu bölgenin Karaman
beylerinin yazlık başkenti olarak kullanıldığı çeşitli kaynaklarda
belirtilmektedir. Karamanoğulları ve Osmanlılar döneminde bugünkü Ayrancı ve
çevresi Divle’nin çiftliği olarak kullanılmıştır. 1903
yılında Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit ve Rus Çarı Nikola arasında yapılan
anlaşmayla Rusya’dan göç eden Kırım Türklerinden bir grup bu topraklar üzerine
yerleştirilmiş ve köye Osmaniye adı verilmiştir. İlk Muhtarı Ceyhanlı Hasan
Efendi’dir. Yol üstünde olması ve ulaşım kolaylığı nedeniyle zamanla Divle’den
gelen ailelerin de buraya yerleşmesi nedeniyle burası nahiye (1913), Divle köy
olmuştur. İlk nahiye müdürünün Giritli Cemil Bey olduğu bilinmektedir. 1923
yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile yerleşim yerlerine isimler
verilirken, Konya İl Genel Meclisi tarafından, “Ayran Dede” efsanesinden
esinlenerek Osmaniye olan ismi Ayrancı olarak değiştirilmiştir. Ayrancı
belediyelik olunca ilk belediye başkanı da Vahti BAŞ olmuştur.
Nüfusun azalması üzerine belediyelikten düşen Ayrancı, iki yıl sonra nüfusun
artmasıyla tekrar belediye olur ve Raşit GÜLSEM ikinci belediye başkanı olur (1926).
Nüfusun azalmasıyla beldeliğini tekrar yitiren Ayrancı, 1968 yılında yakın
köylerin mahalle olarak Ayrancı’ya bağlanmasıyla tekrar belde olur ve İsmet SET
Belediye başkanlığına seçilir. Ayrancı,
Konya ili, Ereğli ilçesine bağlı bir belde iken 1987 yılında 3392 sayılı kanunla
ilçe yapılmıştır. 1988 yılı Ağustos ayında ilk kaymakam Ekrem ÇALIK’ın
göreve başlamasıyla ilçe fiilen kurulmuştur. 1989
yılında Karaman’ın il oluşu ile ilçemiz de Karaman’a bağlanmıştır. |