|
|
|
(Yeni) |
Kuruluş Osmanlı
Padişahı II. Abdülhamit ve Rus Çarı Nikola arasında yapılan anlaşma ile
Kırım’da yaşayan Türklerin (Tatarlar) Anadolu’ya göç etmelerine imkan
sağlanması üzerine, pasaport alabilerek göç etmeye başlayan Kırım Türkleri
(Tatarlar) öncelikle İstanbul’da toplanmış, daha sonra ödeyebildikleri paraya göre
Eskişehir, Konya veya İskenderun’a yönlendirilmişler. Konya’ya gelen göçmenler
için; 1-Konya / Kirlikuyu
köyü 2-Konya-Akşehir / Kaha
ve Dursunlu köyleri 3-Konya-Aksaray / Alaca
Köyü 4-Konya / Mandason Köyü
5-Konya-Ereğli /
Ayrancı Derbent Olmak üzere 5 ayrı yerleşim yeri tespit edilerek, tercihlerini belirlemek üzere bu bölgelere heyetler gönderilmiş. Ayrancı Derbent bölgesine gelen 4 kişilik heyetin “Ormansı, kayalık dağlarla çevrili, oldukça geniş bir ova. Deresinden bolca su aktığından köy olmak için müsait” şeklinde görüş bildirmeleri üzerine buraya yerleşmek üzere 200 hane ayrılmış ve kabul edilmiş. Konya’dan at arabaları
ile yola çıkan grup, bir günlük yolculuktan sonra 13 Haziran 1903 günü bugünkü
ilçe merkezimizin bulunduğu bölgeye gelmiş. Bölgede sadece iki tane bina varmış.
Birisi eski bir harabe, diğeri “derbent” yani atlı postacıların ve posta
arabalarının konaklayarak at değiştirdiği ve güvenliği sağlayan zaptiyelerin
barındığı bir istasyon olarak kullanılıyormuş. Başlangıçta çadırlara yerleşen
göçmenlerde, yeterli yiyecek ve içecek su bulunmaması ve çevre şartları nedeniyle
hastalık ve çocuk ölümleri görülmeye başlamış. Sonraki günlerde parası ve
arabası olanların Ereğli ve Karaman’a gidip malzeme alıp satmaları ile ihtiyaçlar
giderilebilir olmuş. Yerleşim
yerleri ve sınırların belirlenmesi ile 10 Temmuz 1903’de inşaat hazırlığı
başlamış. Usta ve keresteyi devlet sağlarken, işçilik, kerpiç kesimi gibi işler
göçmenler tarafından yapılıyormuş. 5 Ağustos günü ilk temel atılmış ve yoğun
bir çalışma ile inşaatlar 4 ayda tamamlanmış. O günlerdeki ekmek tevzi defterinde
972 nüfus kayıtlı imiş. Kış
mevsimi gelince Kırım’daki mallarını satamadan gelenler yine yoksulluk içine
düşmüş ve Ereğli, Karaman, Konya gibi şehirlere çalışmaya gitmişler. 1904
yazında ise Konya’dan çalışmaları başlayan demiryolunun Ayrancı yakınlarından
da geçeceği haberi gelmiş. Bu arada köy aşağı ve yukarı adıyla iki mahalleye
ayrılarak köye Osmaniye adı verilmiş ve 1904 yılı Eylül ayı içinde göçmenlerin
Ereğli Nüfus idaresince kayıtları yapılmış. 2-3 yıl süren demiryolu
çalışmaları göçmenleri biraz rahatlatmış ancak zamanla sıkıntı tekrar baş
göstermiş. Bu
nedenle yavaş yavaş toprak işleme ve tarımsal üretim çalışmaları başlarken,
Demiryolu vasıtası ile ürünler Konya ve İstanbul gibi uzak şehirlere götürüp
satılarak yerine kendi ihtiyaçlarının alınması ile ticaret de yavaş yavaş
gelişmeye başlamış. Göçmenler birkaç yıllık uyum ve yerleşme süresini bir çok nüfus kaybederek atlattıktan sonra, hızlı bir çalışma devresine girmişler ve ilk meyve bahçeleri dikilmeye başlamış. İlk bahçeyi 1905 yılında Alim Ağa, ilk fidanlığı da Yunus oğlu Habibullah Ağa dikmiş. Meyve bahçeleri yetişip çoğalırken Kırım’a özgü meyve çeşitlerini getirmek üzere seçilen bir heyet tekrar Kırım’a gönderilmiş ve Yazlık ve kışlık elma çeşitleri (Şafran, sinad, bomojni, Amasya, Gönen, Kumpanya (İngiliz), Kaba Elma), Beyaz ve Kırmızı Kiraz, Aşılı Vişne ve Kayısı çeşitlerinin (Tokaloğlu) gözleri getirilerek meyve çeşitleri çoğaltılmış.
Not: Bilgiler, göç ve Ayrancı’ya yerleşim aşamalarının içinde yaşamış olan Gaffar (TUTAYSALGIR) Hoca’nın günlüğünden alınmıştır. Son güncellenme tarihi: 01.05.2005
|